Avrupa’yı yapan özsu ne kadar yabancı bize!

...Bahçemizde yaşlı bir kavak vardı. Onun dibine komşunun söküp attığı bir asmayı dikmiştim. Tuttu ve gelişti. Kavağın boyunca uzadı gitti. Mevsim geldikçe bakımsızlığına rağmen iri taneli güzel üzümler verdi. Sonra yaşlandı ve yozlaştı tabiî. Bir gün onu söküp atmak gerektiğini düşündüm. Hem verimsizleşmişti hem de bana kavağı rahatsız ediyormuş gibi geliyordu. Bu düşünceyle erişebildiğim en yüksek noktadan onu kesip attım. Bu olay ağaçlardan su çekilme mevsimiydi. Kavağın üzerinden o ağırlığı aldığım için memnundum. Olayı unuttum gitti. O yılın güzünde yaprakların döküm mevsiminde tesadüfen kavağın tepesine baktım ve gözlerim hayretle açıldı. Ağaç nefis görünüşlü salkımlarla donanmıştı. Belki erişilmenin zorluğu onları gözümde daha da imrenilir gösteriyordu. Bin bir zorlukla tepeye tırmandım ve altın renkli salkımlardan indirebileceğim kadar topladım. Gördüm ki kökünden kestiğim asma, kavağın çatallaştığı noktada kök salmış. O üzümleri yazık ki yiyemedik. Çünkü güzelliklerinin aksine acı bir tada sahiptiler. Bu olay beni çok düşündürdü. Kavağın köklerinin topladığı özsu üzüm için uygun değildi. Bu küçük hatırayı şunun için anlattım. Küçük bey, bir Fransız mürebbiye, kendini, milletini, inançlarını inkar etmiş bir ana baba elinde yetişti. Tek olarak fedakârdı, iyi niyetliydi. Ancak o kavak köklerinin topladığıyla üzüm yetiştirmeye kalktı. Elde ettiği meyve tabiî olarak acıydı. Bu tadda üzüm yetiştirdikçe sandı ki suç bizde ve bizim temsil ettiğimiz fikirdedir. … Hiç aklına gelmedi ki suç izlediği yolda, kavak gövdesinde üzüm yetiştirmeye çalışmaktadır. O, sokağın kurtuluşunu Avrupa’da aramaktaydı. Oysa Avrupa’yı yapan özsu ne kadar yabancı bize.
(s.66-67, Ötüken yay., İstanbul, 2004, 5. baskı)”
Sokakta, Köse Kadı - Bahaeddin Özkişi

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !